Oldukça dik ve yüksek bir kayanın tepesi…

Günlerden bir gün iki şahin buraya yuva yaptılar.

Gel zaman git zaman, sevimli bir palazları oldu.Özellikle anne şahin sevinçten çıldıracak gibiydi.

Yuvalarını rengarenk tüylerle süslediler.

Yavrularına türlü türlü yiyecekler getirdiler.

Mutluluklarını artıran bu olaya çok sevindiler.

Yavru şahin büyümeğe başlamıştı.Gün geçtikçe gerçek tüylerine kavuşmuş, gagası, pençeleri gelişmişti.Kanatlarının da iyiden iyiye büyüdüğünü hissediyordu.

Yine günlerden bir gün…Anne ve baba şahin yavruya yiyecek bulmak için uçtular.Onu yuvada yalnız bıraktılar.

Yavru sıkılmıştı.

Kalktı.Yuvanın ucuna çıktı.Kanatlarını gerdi.Esnedi.

” Çok güzel bir gün” diye geçirdi içinden.

Uzaklarda bulutlar…

Güneş, ışıklarını dört bir yana salmıştı.Berrak mı berraktı gökyüzü.

“Ben de annem ve babam gibi uçamaz mıyım acaba?” diye düşündü.

Canı da çok sıkkındı, sürekli oturmaktan…

Kararını vermişti.Uçacaktı.Uçmayı deneyecekti.Kanatlarını iyice gerdi.Gözlerini kapadı.Kendini boşluğa bıraktı.

Fakat zavallı şahin yavrusunun uçmaya gücü yetmedi.Kanatlarında kendisini taşıyacak kuvvet yoktu henüz.Bir süre çırpındı . havada sonra hızla düşmeye başladı.Panik içinde bağırıyori çırpınıyordu.

Yavru şahinin hızla yere doğru düştüğü sırada, yerde bir başka yuvadan bir anne dışarı çıkmıştı.Anne Çaylak, yavrularına başka yuvadan bir anne dışarı çıkmıştı.Anne Çaylak, yavrularına yiyecek bulmak için yuvadan çıkmıştı ki,yukardan gelen bir bağırtı işitti.Hızla bir şey düşüyordu yere…

“Şahinin pençesinden düşen bir fare olmalı” diye düşündü Anne Çaylak.

Ve koşarak yavru şahinin düşeceği noktaya gitti.

Orada durdu ve bekledi.

Şahin yavrusu tam düşeceği sıra Anne Çaylak kanatlarını açtı.Yavruyu kanatları üzerine aldı.

Fare diye beklediği şeyin bir yırtıcı kuş yavrusu olduğunu görünce şaşırdı.

“Yüce Allah” dedi, “bu yavrunun ölmemesini takdir etmiş, buna da beni araç yaptı. Bu yavru artık benim yavrumdur, onu diğer çocuklarımla beraber büyüteceğim.”

Anne Çaylak’ın düşüncesi gerçekleşti.

Yavru Şahin, çaylak yavruları arasında büyüyordu.

Günler günleri aylar ayları kovaladı.

. Yavrular büyüdü.

Şahin yavrusu, çaylaklara bakarak, kendisinin onlardan farklı olduğunu düşünüyordu.

Anne Çaylak, yırtıcı bir kuşun annesi olmayı kendisi için önemli bir özellik olarak görüyordu.Bu yüzden gerçeği anlatmıyordu.

Fakat gün geçtikçe yavru şahin kendisinin farklı olduğunu anladı.

Kalbini derin bir üzüntü kapladı.

Yalnızlaştı.Çevresinden iyice koptu.

Anne Çaylak, Şahin ‘e üzüntüsünün sebebini sordu.

Şahin:

- Kendimi garip bir üzüntünün kollarında hissediyorum.İzin verseniz, değişik yerler gezsem.Farklı kişiler tanısam, kederimi biraz dağıtabilirim.

Anne Çaylak, şahinin ayrılmayı düşündüğünü görünce şaşkına döndü.Birden beyninden vurulmuş gibi, gözleri yerlerinden fırladı, ne söyleyeceğini şaşırdı, başladı dil dökmeye:

- Bak yavrum, insan gurbete iki nedenle . çıkabilir: Biri, geçimini sağlamak, diğeri,kendi ülkesinde kalmayacak kadar rahatsız olmak.Çok şükür bunların hiçbiri sende yok.Sana yavrularımda daha çok sevgi besliyorum.Onlara yedirdiğimden fazlasını yediriyorum.Elimden başka ne gelir bilmem ki…

Şahin, sessizce öününe bakıyordu.

Anne, şahinin içinde kesin bir ayrılma düşüncesi oluğunu hissetti.

Ona, gurbete çıkmanın tehlikeli olduğuna dair bir hikaye anlattı.